1920'ler ve 1930'larda popüler olan, lüksü, modernliği ve teknolojik ilerlemeyi kutlayan bir tasarım akımıdır. Güçlü geometrik formlar, simetri, zikzaklar, basamaklı yapılar ve stilize edilmiş figüratif desenler ile karakterizedir. Parlak yüzeyler, egzotik ahşaplar, lake, krom, fildişi ve cam gibi zengin malzemelerin cömertçe kullanıldığı bu stil, mimariden mobilyaya, modadan sanata kadar geniş bir alanda etkili olmuştur.
19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında ortaya çıkan, doğadan ilham alan organik formları, kıvrımlı hatları ve asimetrik kompozisyonları benimseyen uluslararası bir sanat ve tasarım akımıdır. Endüstriyel üretime karşı sanatsal ve zanaatkâr bir tepki olarak doğmuş, mimari, mobilya, cam işçiliği ve grafik sanatlar gibi birçok alanda etkili olmuştur. Amacı, sanatı gündelik hayata entegre etmektir.
17. yüzyılda Roma'da ortaya çıkan ve tüm Avrupa'ya yayılan, güç, ihtişam ve dramayı vurgulayan bir sanat ve mimari akımıdır. Dini ve monarşik otoriteyi pekiştirmeyi amaçlayan bu stil; büyük ölçekli formlar, zengin süslemeler, derin kontrastlar, hareket ve duygu yoğunluğu ile tanımlanır. Mobilyada oyma işçiliği, altın varak kullanımı ve heykelsi tasarımlar ön plandadır, mekanlarda görkemli bir bütünlük yaratır.
1919'da Almanya'da Walter Gropius tarafından kurulan Bauhaus okulunun öncülük ettiği bir tasarım ve mimari akımıdır. "Form işlevi takip eder" (form follows function) ilkesini temel alır ve süslemeyi reddederek sadeliği, işlevselliği ve seri üretilebilirliği ön plana çıkarır. Temel geometrik şekiller, birincil renkler (kırmızı, sarı, mavi) ve modern endüstriyel malzemelerin (çelik, cam, beton) kullanımı bu stilin belirleyici özelliklerindendir.
19. yüzyılın başlarında (yaklaşık 1815-1848) Orta Avrupa'da, özellikle Almanya ve Avusturya'da ortaya çıkan bir iç mekan ve mobilya stilidir. Napolyon Savaşları sonrası yükselen orta sınıfın zevklerini yansıtır. Aristokratik Neoklasik ve İmparatorluk stillerinin abartısından uzaklaşarak daha sade, işlevsel, konforlu ve zarif formlara odaklanır. Açık renkli yerel ahşapların kullanımı, temiz çizgiler ve geometrik formlar bu stilin temel özellikleridir.
Biomimetik tasarım, doğanın milyonlarca yıllık evrim sürecinde geliştirdiği çözümleri, formları, süreçleri ve ekosistemleri taklit ederek insan yapımı ürün, yapı ve sistemlerin tasarımına uygulayan yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu yöntem, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı çözümler sunmayı hedeflerken, estetik ve fonksiyonelliği bir araya getirir.
Biyoklimatik tasarım, bir yapının veya iç mekanın yerel iklim koşullarıyla uyumlu olacak şekilde tasarlanması prensibidir. Amaç, doğal kaynakları (güneş ışığı, rüzgar, jeotermal enerji) en verimli şekilde kullanarak ısıtma, soğutma ve aydınlatma ihtiyaçlarını minimuma indirmek ve enerji verimliliğini artırmaktır. Bu yaklaşım, kullanıcı konforunu ve çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutar.
Kurallara bağlı kalmayan, özgür ruhlu, eklektik ve kişisel bir iç mekan tasarım stilidir. Farklı kültürlerden, dönemlerden ve stillerden unsurları bir araya getirerek katmanlı, rahat ve yaşanmış bir atmosfer yaratmayı hedefler. Doğal malzemeler, canlı renkler ve desenler, el yapımı objeler, bitkiler ve kişisel koleksiyonlar bu stilin temelini oluşturur. Bohem stil, mükemmellikten ziyade bireyselliği ve hikayesi olan eşyaları kutlar.
1950'lerde ortaya çıkan ve özellikle ham, işlenmemiş betonu (béton brut) sergileyen bir mimari akımdır. Heykelsi, blok benzeri ve geometrik formlarla karakterizedir. Yapının strüktürel elemanları, tesisat boruları ve mekanik sistemleri gizlenmez, aksine estetiğin bir parçası olarak dürüstçe sergilenir. İç mekanlarda bu stil; brüt beton duvarlar, metal yüzeyler, minimalist mobilyalar ve nötr renk paletiyle kendini gösterir, endüstriyel ve ham bir atmosfer yaratır.
Çağdaş stil, mevcut ve geleceğe yönelik trendleri yansıtan, sürekli gelişen bir iç mekan tasarım yaklaşımıdır. Temiz çizgiler, sade formlar, nötr renk paletleri ve işlevselliği ön planda tutan bir estetiğe sahiptir. Bu stil, konforu, açıklığı ve modern yaşamın dinamiklerini vurgulayarak ferah ve davetkar alanlar yaratır.
17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da popüler olan, Çin ve Doğu Asya sanatından esinlenen bir dekorasyon stilidir. Gerçek Çin sanatının birebir kopyası olmak yerine, Avrupalıların Doğu'yu egzotik ve romantik bir bakış açısıyla yorumlamasıdır. Pagodalar, ejderhalar, egzotik kuşlar, detaylı peyzajlar ve lake mobilyalar gibi motiflerin kullanımıyla karakterize edilir. Genellikle asimetrik ve fantastik kompozisyonlar içerir.
18. yüzyıl İngiliz mobilya tasarımcısı Thomas Chippendale'in adını taşıyan, Rokoko, Çin ve Gotik unsurları harmanlayan, zarif ve işlevsel mobilyalarıyla tanınan bir stil. Özellikle kabriole ayaklar, kafesli sırtlar ve oyma süslemelerle karakterize edilir, dönemin lüks ve sofistike zevkini yansıtır.
Kırsal yaşamın sıcaklığını ve rahatlığını modern estetikle birleştiren popüler bir iç dekorasyon stilidir. Genellikle doğal ahşap, beyaz ve nötr renk paleti, işlevsel mobilyalar ve eskitme görünümlü detaylarla karakterize edilir. Bu stil, konforlu, samimi ve davetkar bir atmosfer yaratmayı hedeflerken, pratikliği de ön planda tutar.
Döngüsel Tasarım, ürünlerin, bileşenlerin ve malzemelerin en yüksek fayda ve değerde, mümkün olan en uzun süre döngüde tutulmasını hedefleyen bir tasarım felsefesidir. Atık ve kirliliği ortadan kaldırmayı, ürün ve malzemeleri dolaşımda tutmayı ve doğal sistemleri yenilemeyi amaçlar. İç mekanlarda mobilya, aydınlatma ve dekoratif öğe seçiminden mekan düzenine kadar geniş bir yelpazede uygulanır.
Eklektik stil, farklı dönemlere, kültürlere veya tasarım akımlarına ait mobilya, aksesuar ve renkleri bir araya getirerek kişisel ve özgün bir atmosfer yaratan bir iç dekorasyon yaklaşımıdır. Bu stil, kuralları yıkarak uyumlu bir bütünlük içinde cesur ve beklenmedik kombinasyonlar oluşturmayı hedefler, kullanıcının kişiliğini yansıtan dinamik mekanlar sunar.
19. yüzyılın başlarında, Napolyon Bonapart'ın Fransa'daki Birinci İmparatorluk döneminde (1804-1815) ortaya çıkan ve yayılan bir Neoklasik tasarım akımıdır. Antik Roma, Yunan ve Mısır sanatından ilham alan bu stil; görkemli, anıtsal ve maskülen bir karaktere sahiptir. Maun gibi koyu renkli ahşaplar, yaldızlı bronz (ormolu) aplikeler, askeri ve mitolojik semboller (kartallar, zafer çelenkleri, sfenksler) stilin belirleyici özellikleridir.
20. yüzyılın ortalarında terk edilmiş fabrika ve endüstriyel alanların yaşam alanlarına dönüştürülmesiyle ortaya çıkan bir dekorasyon akımıdır. Brüt ve işlenmemiş malzemelerin, strüktürel elemanların ve fonksiyonel objelerin estetik birer unsur olarak sergilendiği, ham ve sofistike bir estetik sunar. Geniş, açık ve yüksek tavanlı mekanlarla karakterize edilir. Bu stilde işlevsellik, estetiğin önüne geçer ve her bir parça bir amaca hizmet eder.
Geçmişin zarafetini ve yaşanmışlık hissini ön plana çıkaran, romantik ve feminen bir dekorasyon stilidir. Bu stilde, yeni veya eski mobilyalara kasıtlı olarak eskitilmiş, yıpranmış ve patinalı bir görünüm verilir. Pastel renk paleti, çiçek desenleri, dantel ve keten gibi doğal tekstiller ile antika veya vintage aksesuarlar stilin temelini oluşturur. Konforlu, davetkar ve nostaljik bir atmosfer yaratmayı amaçlar.