Mekanın duvarlarına, nişlerine veya genel yapısına entegre edilmiş, sabitlenmiş mobilya çözümleridir. Genellikle özel ölçülerle tasarlanır ve mekanın mimarisiyle bütünleşerek hem estetik hem de fonksiyonel bir depolama veya kullanım alanı sunar. Alan verimliliği ve kişiselleştirme sağlar.
Yüzeyi kadifeye benzer, yumuşak ve tüylü bir dokuya sahip, genellikle pamuk, ipek, viskon veya akrilik gibi ipliklerden üretilen bir kumaş türüdür. Işığı farklı açılardan yansıtma özelliği sayesinde zengin ve derin bir görünüm sunar. Mobilya döşemelerinde ve dekoratif tekstillerde sıkça kullanılır.
Temiz çizgiler, minimalizm, fonksiyonellik, doğal malzemeler ve açık renk paletleriyle karakterize edilen bir iç tasarım stilidir. İskandinavya'nın soğuk ve uzun kış günlerinden ilham alarak, aydınlık, ferah ve huzurlu yaşam alanları yaratmayı hedefler. Sadelik ve sıcaklık dengesi ön plandadır.
Tavan ve duvar birleşim noktalarındaki korniş veya özel olarak oluşturulmuş bir girinti içine gizlenmiş ışık kaynaklarıyla dolaylı aydınlatma sağlayan bir tekniktir. Işık doğrudan görünmez, yüzeye yansıyarak yumuşak ve homojen bir genel aydınlatma atmosferi yaratır. Mekanlara derinlik ve modern bir estetik katar.
Birbirinin altına veya içine geçerek depolama kolaylığı sağlayan, farklı boyutlarda tasarlanmış sehpa setleridir. Genellikle alan verimliliği ve esnek kullanım sunar. Kullanılmadıklarında daha küçük bir alan kaplarlar ve ihtiyaç duyulduğunda ayrı ayrı veya birlikte kullanılabilirler. Modern ve fonksiyonel iç mekan tasarımlarında sıkça tercih edilirler.
Bir odanın genel aydınlatma seviyesini sağlayan, mekanı eşit ve homojen bir şekilde ışıkla dolduran temel aydınlatma türüdür. Genellikle tavan armatürleri, gömme lambalar, sarkıtlar veya dolaylı ışık kaynakları aracılığıyla sağlanır. Mekanın temel görüşünü ve işlevselliğini destekleyerek, diğer aydınlatma katmanları (görev ve vurgu aydınlatması) için bir zemin oluşturur. Rahat ve davetkar bir atmosfer yaratmayı amaçlar.
Müşterinin özel ihtiyaçlarına, zevklerine ve mekanın ölçülerine göre sıfırdan tasarlanıp üretilen, ısmarlama mobilya anlamına gelir. Endüstriyel seri üretimden farklı olarak, her detayı kişiye özel olarak belirlenen, el işçiliği ve yüksek kaliteli malzemelerle hazırlanan, eşsiz ve fonksiyonel parçalardır. Mekana mükemmel uyum sağlayan ve kullanıcının kişiliğini yansıtan özgün tasarımlar sunar.
Genellikle kemerli bir yapıya sahip, kendisini taşıyan duvarlar veya kolonlar arasında uzanan, iç mekanlarda kubbe veya yarım silindir şeklinde bir boşluk oluşturan tavan türüdür. Mimari olarak estetik bir derinlik ve yükseklik hissi verirken, aynı zamanda yapısal bir eleman olarak geniş açıklıkları desteksiz geçme imkanı sunar. Tarihi ve modern yapılarda hem mühendislik hem de dekoratif amaçlarla kullanılır.
Genellikle kurşun veya metal şeritlerle birleştirilmiş, farklı renk ve dokulardaki cam parçalarından oluşan dekoratif bir sanattır. Işığı filtreleyerek mekana renkli ve desenli yansımalar katan, özellikle dini yapılar, tarihi binalar ve modern iç mekanlarda pencere, kapı veya dekoratif panel olarak kullanılan bir cam işleme tekniğidir. Sanatsal ifade ve aydınlatma atmosferi yaratmada güçlü bir araçtır.
Duvar ile zemin birleşim noktasını kapatan, genellikle ahşap, MDF, PVC veya seramikten yapılan dekoratif ve koruyucu bir profildir. Estetik bir görünüm sağlamanın yanı sıra, zeminin duvara tam oturmayan kısımlarını gizler, duvarın alt kısmını darbelere ve temizlik sırasında oluşabilecek hasarlara karşı korur. İç mekan tasarımında önemli bir detay olup, mekanın tarzını tamamlayıcı bir rol oynar.
Genellikle 18. yüzyıl sonu İngiltere'sinde ortaya çıkan, bölmeli raflara sahip alçak, portatif bir mobilya parçasıdır. Başlangıçta müzik notalarını veya basılı materyalleri düzenlemek için tasarlanmıştır. Çoğunlukla dört tekerleği bulunur ve kolayca hareket ettirilebilir. Günümüzde dergi, kitap veya diğer dekoratif objeleri saklamak için kullanılır, mekana zarif ve işlevsel bir dokunuş katar.
Jakar dokuma tezgahında üretilen, karmaşık ve genellikle büyük desenlere sahip bir kumaş türüdür. Desenler, kumaşın yüzeyine basılmak yerine, ipliklerin özel bir dokuma tekniğiyle iç içe geçirilmesiyle oluşturulur. Brokar, damaşken ve goblen gibi kumaşlar jakar tekniğiyle üretilir. Dayanıklılığı ve zengin görsel dokusuyla döşemelik, perde ve dekoratif amaçlar için tercih edilir.
Genellikle tek bir merkezi sütun veya kaide üzerine oturan masa türüdür. Geleneksel dört ayaklı masalardan farklı olarak, oturma düzeninde daha fazla esneklik ve bacaklar için daha fazla boşluk sunar. Yuvarlak, kare veya oval tabla şekillerine sahip olabilir ve çeşitli malzeme ve stillerde üretilir. Estetik olarak zarif bir görünüm sunar.
Özellikle 17. ve 18. yüzyıl Fransız iç mekanlarında yaygın olarak kullanılan, oyma ve kabartma detaylarla süslenmiş ahşap duvar panelleri sistemidir. Duvarları yerden tavana veya belirli bir yüksekliğe kadar kaplayarak mekana zenginlik, sıcaklık ve görsel bir bütünlük katar. Sadece dekoratif olmakla kalmayıp, aynı zamanda yalıtım ve gizli depolama gibi işlevler de sunabilir.
Mobilya, çerçeve, mimari detaylar veya dekoratif objeler üzerine ince metal (genellikle altın, gümüş veya bronz) tabakası uygulama tekniğidir. Parlak ve lüks bir görünüm kazandırmak amacıyla kullanılır. Tarihsel olarak zenginliği ve asaleti simgelemiş, hem koruyucu hem de estetik bir işlev görmüştür. Farklı yöntemlerle uygulanabilir, en bilinenleri su yaldızlama ve yağ yaldızlamadır.
Genellikle büyük boyutlu, bağımsız (solo), iki kapaklı ve içinde askı alanı, raflar veya çekmeceler barındıran süslü bir giysi dolabıdır. Kökeni, Orta Çağ Fransa'sında zırh (armor) saklamak için kullanılan dolaplara dayanır. Modern gardıroplardan farklı olarak, armoire genellikle masif ahşaptan yapılmış, oymalar, paneller ve dekoratif donanımlarla bezenmiş, odanın odak noktası olan anıtsal bir mobilya parçasıdır.
Ağacın kesildikten sonra belirli mantar türlerinin istilasına uğramasıyla yüzeyinde oluşan, koyu renkli, ince ve rastgele çizgi ağları ile karakterize edilen, dekoratif bir ahşap türüdür. Bu siyah, kahverengi veya kırmızımsı çizgiler, farklı mantar kolonileri arasındaki sınırları oluşturur. Çürümenin başlangıç aşamasındaki bu estetik görünüm, ahşabın yapısal bütünlüğü tamamen kaybolmadan önce işlenmesiyle elde edilir. Her bir parçası benzersiz ve sanatsaldır.
Fransızca 'kafa kafaya' anlamına gelen, iki kişinin birbirine yakın oturup rahatça sohbet edebilmesi için tasarlanmış, genellikle 'S' şeklinde bir plana sahip çift kişilik bir koltuktur. Oturanlar, birbirlerinin gözlerine bakabilecek şekilde zıt yönlere dönük ancak yan yana konumlanırlar. Genellikle ortak bir sırtlığı ve kolçakları paylaşırlar. 19. yüzyıl Viktorya dönemi salonlarının karakteristik ve samimi bir mobilya parçasıdır.
Bir panelin (örneğin kapı göbeği veya duvar paneli) etrafındaki çerçeve yüzeyinden dışarıya doğru taşan, genellikle 'S' veya 'Ogee' şeklinde kavisli bir profile sahip dekoratif bir pervaz türüdür. İki farklı seviyedeki yüzey (panel ve çerçeve) arasında yumuşak ve üç boyutlu bir geçiş sağlar. Bu teknik, panele daha fazla derinlik ve gölge etkisi katarak onu olduğundan daha kalın ve heybetli gösterir. Barok ve Gürcü (Georgian) dönem mimarisinde sıkça kullanılır.
Fransızca'da 'hafta' anlamına gelen 'semaine' kelimesinden türetilmiş, haftanın yedi gününü temsil eden yedi adet çekmeceye sahip, dar ve yüksek bir şifonyer türüdür. Genellikle yatak odaları veya giyinme odalarında iç çamaşırı, çorap, eldiven veya diğer küçük kişisel eşyaları düzenli bir şekilde saklamak için tasarlanmıştır. Dikey formu sayesinde az yer kaplar ve küçük mekanlar için ideal bir depolama çözümü sunar.
Bulunduğu duvar yüzeyiyle tamamen bütünleşecek şekilde tasarlanmış, pervazı, kasası ve hatta bazen kapı kolu olmayan, sıva, duvar kağıdı veya lambri gibi kaplamaların kesintisiz devam etmesiyle kamufle edilen kapıdır. Amacı, mimari bütünlüğü bozmamak, gereksiz bir görsel kesinti yaratmamak veya bir mekanı (örneğin bir depo, tuvalet veya gizli geçit) gözden saklamaktır. Minimalist ve klasik tasarımlarda estetik bir çözüm sunar.
İtalyan Rönesans mimarı Andrea Palladio'nun tasarımlarından ismini alan, üç bölümlü bir pencere kompozisyonudur. Ortada daha geniş ve yüksek, yuvarlak kemerli bir ana pencere ile bu pencerenin iki yanında yer alan daha dar ve kısa, düz lentolu iki yan pencereden oluşur. Genellikle yan bölümlerin üzerinde küçük dairesel veya dekoratif pencereler de bulunabilir. Klasik ve Neoklasik mimarinin görkemli ve simetrik bir simgesidir.
Ahşap, metal veya fildişi gibi sert bir malzeme yüzeyinin, ince bir testere veya lazer kesim tekniği kullanılarak geometrik veya organik desenler şeklinde delinip oyulmasıyla oluşturulan dantel benzeri, yarı saydam bir süsleme sanatıdır. Işığın geçmesine izin veren bu teknik, mobilya sırtlıkları, paravanlar, dolap kapakları, korkuluklar ve dekoratif paneller gibi alanlarda estetik bir hafiflik ve gölge oyunu etkisi yaratmak için kullanılır.
Geleneksel dört ayaklı masa tasarımından farklı olarak, iki veya daha fazla sehpa benzeri destek (trestle) üzerine oturtulmuş uzun bir tabladan oluşan masa türüdür. Bu destekler genellikle 'I', 'A' veya 'X' şeklinde olup, aralarında bir gergi kirişiyle birbirine bağlanır. Bu yapı, masanın altında daha fazla bacak mesafesi sunar ve rustik, endüstriyel veya çiftlik evi (farmhouse) gibi stillerde sıkça tercih edilir.
18. yüzyılın ortalarında Barok ve Rokoko'nun aşırı süslemeciliğine bir tepki olarak doğan, Antik Yunan ve Roma sanatının sadeliği, simetrisi ve rasyonel düzenini yeniden canlandıran bir sanat ve mimari akımdır. Mobilyalarda düz hatlar, geometrik formlar, sütun ve alınlık gibi klasik mimari ögeler, zarif oymalar ve mitolojik figürler ön plana çıkar. Mahal, ceviz ve saten ağacı gibi koyu renkli ahşaplar sıklıkla kullanılır.
Genellikle eski fabrika, depo veya endüstriyel binaların konuta dönüştürülmesiyle oluşturulan geniş ve açık planlı yaşam alanlarıdır. Yüksek tavanlar, büyük pencereler, açıkta bırakılmış tuğla duvarlar, havalandırma kanalları ve beton zeminler gibi ham endüstriyel unsurların korunmasıyla karakterize edilir. Bölücü duvarların minimumda tutulduğu bu mekanlar, ferahlık, esneklik ve özgün bir kentsel estetik sunar. Modern şehir yaşamının ikonik konut tiplerinden biridir.
Teknik anlamda, opak beyaz bir kalay sırıyla kaplanmış, gözenekli bir tür topraktan yapılmış seramiği ifade eder. Adını İtalya'nın Faenza şehrinden alır. Bu beyaz sır, üzerine renkli desenlerin yapılması için ideal bir zemin oluşturur. Porselenden daha az serttir ve dekoratif tabaklar, vazolar, karolar ve sobalar gibi ürünlerde kullanılmıştır. Türkçede genellikle her tür seramik karo için kullanılsa da asıl teknik anlamı bu özel seramik türüdür.
18. yüzyıl Fransa'sında Martin kardeşler tarafından geliştirilen ve mükemmelleştirilen, Doğu Asya lake işçiliğini taklit eden ünlü bir vernik tekniğidir. Genellikle yeşil, kırmızı veya siyah zemin üzerine altın tozu serpilerek uygulanan bu vernik, olağanüstü parlaklığı, derinliği ve yarı saydam ışıltısıyla bilinir. Mobilya, küçük kutular, yelpazeler ve hatta arabalar gibi lüks objelerin yüzeylerini süslemek için kullanılmıştır. Rokoko döneminin zarafetini yansıtan önemli bir tekniktir.
19. yüzyılın başlarında, Napolyon Bonapart'ın Fransa'daki Birinci İmparatorluk döneminde (1804-1815) ortaya çıkan ve yayılan bir Neoklasik tasarım akımıdır. Antik Roma, Yunan ve Mısır sanatından ilham alan bu stil; görkemli, anıtsal ve maskülen bir karaktere sahiptir. Maun gibi koyu renkli ahşaplar, yaldızlı bronz (ormolu) aplikeler, askeri ve mitolojik semboller (kartallar, zafer çelenkleri, sfenksler) stilin belirleyici özellikleridir.
Fransızca 'sanat nesnesi' anlamına gelen bu terim, resim veya büyük heykel gibi ana sanat dalları dışında kalan, yüksek işçilik ve estetik değere sahip küçük, üç boyutlu dekoratif objeleri tanımlar. Emaye kutular, minyatürler, porselen figürinler, oymalı fildişi nesneler veya değerli metallerden yapılmış küçük heykeller bu kategoriye girer. Genellikle koleksiyon parçası olarak görülür ve mekanlara rafine bir karakter katarlar.
Genellikle pamuktan yapılan, yüzeyinde düzenli veya düzensiz buruşukluklar ve kabartılar bulunan bir dokuma kumaş türüdür. Bu kendine özgü doku, üretim sırasında farklı gerilimlerdeki ipliklerin bir arada dokunmasıyla elde edilir. Kırışık görünümü sayesinde ütü gerektirmemesi ve hava sirkülasyonu sağlayarak serin tutması nedeniyle özellikle yazlık yatak örtüleri, perdeler, nevresimler ve döşemelik kumaşlarda tercih edilir. Hafif, rahat ve bakımı kolaydır.
Latince 'göz' anlamına gelen, genellikle bir kubbenin tepe noktasında veya bir duvarda yer alan dairesel bir açıklıktır. Yapıya doğal ışık ve hava girmesini sağlarken, aynı zamanda sembolik olarak gökyüzüyle bir bağlantı kurar. En bilinen örneği Roma'daki Panteon'un kubbesidir. Hem yapısal bir hafifletme elemanı hem de dramatik bir aydınlatma aracı olarak antik dönemlerden günümüz modern mimarisine kadar kullanılmıştır.
Antik Yunan mimarisinde ortaya çıkan, sütun veya pilaster işlevi gören, kadın figürü şeklindeki heykel destektir. Yapısal bir eleman olarak çatıyı, bir antablmanı veya başka bir mimari unsuru taşır. En ünlü örnekleri Atina Akropolisi'ndeki Erechtheion Tapınağı'nda bulunur. Estetik ve fonksiyonu birleştiren bu figürler, mimariye hem zarafet hem de sembolik bir anlam katarak klasik ve neoklasik tasarımlarda sıklıkla kullanılmıştır.
İtalyanca 'güzel manzara' anlamına gelen, genellikle bir yapının en üst katında veya bahçede yüksek bir noktada konumlandırılan, çevreyi panoramik olarak izlemek amacıyla tasarlanmış mimari bir yapıdır. Üstü kapalı ancak yanları açık veya geniş pencereli olan bu köşkler, estetik bir odak noktası oluştururken aynı zamanda keyifli bir dinlenme ve seyir alanı sunar. Rönesans bahçelerinden modern mimariye kadar kullanımı yaygındır ve mimariye zarif bir eklenti yapar.
Kuzey Afrika, özellikle Fas kökenli, su geçirmez ve parlak bir yüzey oluşturan geleneksel bir kireç sıvası tekniğidir. Nehir kumu ve hidrolik kireç karışımından oluşur ve zeytinyağlı sabun ile cilalanarak pürüzsüz, dalgalı ve hafif parlak bir doku kazanır. Hamam, banyo, mutfak tezgahı gibi ıslak zeminlerde ve dekoratif duvar kaplamalarında kullanılır. Organik ve kesintisiz görünümüyle bilinir, modern tasarımlarda lüks bir dokunuş sağlar.
Genellikle iki parçadan oluşan bir depolama mobilyasıdır. Alt kısım, kapaklı dolaplar ve çekmecelerden oluşan bir büfe (sideboard) şeklindedir. Üst kısım ise bu büfenin üzerine oturan, genellikle cam kapaklı veya açık raflı bir vitrin ünitesidir. Yemek takımlarını, cam eşyaları ve dekoratif objeleri sergilemek ve saklamak için kullanılan bu mobilya, yemek odalarının klasik ve işlevsel bir parçasıdır.
Biri içbükey, diğeri dışbükey olmak üzere iki yayın birleşmesiyle oluşan S-şekilli, zarif bir eğridir. Mimari ve mobilya tasarımında, özellikle pervazlarda (korniş, süpürgelik), mobilya ayaklarında (Kabriyol ayak gibi) ve kemer formlarında yaygın olarak kullanılır. Gotik, Rokoko ve Barok dönemlerinin karakteristik bir unsuru olan Ogee eğrisi, tasarıma akıcılık, hareket ve sofistike bir görünüm kazandırır.
Bir binanın cephesine, pencerelerin veya cam duvarların dışına monte edilen, güneş ışığını kontrol etmek ve iç mekanı aşırı ısınmadan korumak için tasarlanmış mimari bir gölgeleme elemanıdır. Genellikle panjur, kafes veya kanatçık sistemlerinden oluşur. Le Corbusier tarafından popülerleştirilen bu yapı, sadece işlevsel olmakla kalmaz, aynı zamanda cepheye ritim, doku ve estetik bir derinlik kazandırır.
Bir veya daha fazla geometrik şeklin, aralarında hiç boşluk kalmayacak ve üst üste gelmeyecek şekilde bir düzlemi tamamen kaplamasıdır. İç mimaride özellikle zemin ve duvar kaplamalarında, fayans, seramik, parke ve duvar kağıdı tasarımlarında kullanılır. M.C. Escher'in çalışmalarıyla popülerleşen bu teknik, mekana ritim, doku ve görsel bir derinlik katarak etkileyici ve sürekli desenler oluşturur.
İtalyan Rönesansı dönemine özgü, makas gibi katlanabilen, X-şekilli bir iskelete sahip, ahşap bir sandalye türüdür. Genellikle çok sayıda kavisli ve birbirine geçmiş ahşap latalardan oluşur ve sırtlığı ile kolçakları bulunur. Adını Floransalı din adamı Girolamo Savonarola'dan alan bu sandalye, hem taşınabilirliği hem de heykelsi görünümüyle dönemin statü sembollerinden biri olmuştur.
Genellikle küçük boyutlu, bir yanında çekmeceler veya dolaplar bulunan ve eğimli, menteşeli bir yazı yüzeyine sahip antika bir masa türüdür. Yazı yüzeyi kaldırıldığında altında mektuplar ve belgeler için saklama bölmeleri ortaya çıkar. 18. yüzyılın sonlarında İngiltere'de ortaya çıkan bu kompakt ve işlevsel mobilya, adını bu tasarımı ilk sipariş eden Kaptan Davenport'tan aldığı düşünülen zarif bir çalışma masasıdır.
1950'ler ve 60'ların Uzay Çağı estetiğinden ilham alan, merkezî bir küreden farklı yönlere ve uzunluklara doğru uzanan çok sayıda kola sahip ikonik bir aydınlatma armatürüdür. Kolların ucunda genellikle çıplak veya küçük abajurlu ampuller bulunur. Bu tasarım, adını 1957'de fırlatılan ilk yapay uydu Sputnik'ten alır ve Mid-Century Modern tarzının en belirgin simgelerinden biri olarak kabul edilir.
Genellikle bir duvara dayalı olarak tasarlanan, uzun, döşemeli bir bank veya sedir şeklinde sabit oturma ünitesidir. Özellikle mutfak köşe takımlarında, kahvaltı alanlarında veya restoranlarda mekan verimliliği sağlamak amacıyla kullanılır. Sandalyelere göre daha fazla kişiyi ağırlayabilen ve alt kısmında depolama alanı sunabilen bu çözüm, samimi ve konforlu bir atmosfer yaratır.
Genellikle krem veya beyaz gibi açık renkli bir zemin üzerine, tek bir renkte (sıklıkla siyah, mavi, kırmızı veya yeşil) basılmış, pastoral sahneler, mitolojik figürler veya çiçek desenleri içeren karmaşık ve detaylı bir kumaş desenidir. 18. yüzyıl Fransa'sında ortaya çıkan bu desen, duvar kağıdı, döşemelik kumaş ve perdelerde kullanılarak mekanlara klasik ve zarif bir dokunuş katar.
Genellikle dört köşesinde yatak başlığı ve ayak ucuyla aynı hizada yükselen direkler bulunan ve bu direklerin üst kısmının bir çerçeve ile birleştirildiği yatak türüdür. Bu çerçeve, kumaş perdeler, tüller veya bir tavan paneli ile örtülerek yatağın etrafında mahrem ve korunaklı bir alan oluşturur. Hem işlevsel hem de estetik bir amaca hizmet ederek yatak odalarına görkemli ve romantik bir hava katar.
İki ahşap parçasının uçlarına, birbirine kenetlenen bir dizi dikdörtgen kesitli 'parmak' veya 'diş' açılarak yapılan bir ahşap birleştirme tekniğidir. Bu karşılıklı parmaklar tutkallanarak birleştirildiğinde, geniş bir yapışma yüzeyi oluşturarak çok güçlü ve stabil bir bağlantı sağlar. Özellikle masif panel üretiminde, mobilya iskeletlerinde ve ahşap kutu yapımında kullanılan, hem işlevsel hem de estetik bir birleştirme yöntemidir.
Dörtgen kesitli, yukarı doğru zarifçe incelen ve ucu piramit şeklinde sonlanan yekpare, anıtsal bir taş sütundur. Kökeni Antik Mısır'a dayanan bu form, tarih boyunca bir zafer anıtı veya kutsal bir sembol olarak kullanılmıştır. İç dekorasyonda ise genellikle mermer, ahşap, kristal veya metal gibi malzemelerden yapılmış daha küçük ölçekli versiyonları, klasik ve sofistike bir dokunuş katmak amacıyla konsol, şömine üstü veya kitaplık gibi yüzeylerde dekoratif bir obje olarak kullanılır.
Bir yapının girişinde veya cephesi boyunca yer alan, üstü kapalı ve önü sütunlar ya da payelerle desteklenerek dışa açık bırakılmış geçit veya sundurmadır. Hem yapıya anıtsal bir giriş sağlar hem de kullanıcıları güneş ve yağmur gibi dış etkenlerden korur. Antik Yunan ve Roma mimarisinden İslam ve Osmanlı mimarisine kadar geniş bir coğrafyada kullanılmış, iç ve dış mekan arasında bir geçiş alanı oluşturan önemli bir mimari unsurdur.
Işık kaynağının (genellikle LED şeritler) doğrudan görünmeyecek şekilde, asma tavan, duvar nişi, mobilya altı veya pervaz gibi mimari bir elemanın içine gizlendiği bir endirekt aydınlatma tekniğidir. Işık, kaynağindan çıkıp tavana veya duvara yansıyarak mekana yayılır. Bu yöntemle sert gölgelerin oluşmadığı, yumuşak, homojen ve atmosferik bir aydınlatma sağlanır. Mekana derinlik katmak ve tavanı daha yüksek göstermek için de kullanılır.
Genellikle iki renkli iplikle dokunan, kırık veya soyutlanmış dört köşeli damalı bir kumaş desenidir. İsmini, kazın ayağındaki izlere benzetilmesinden alır. Klasik olarak siyah ve beyaz renklerde uygulanan bu desen, tekstil ve moda dünyasının zamansız bir klasiğidir. İç mekanlarda döşemelik kumaş, halı, perde ve duvar kağıdı gibi unsurlarda kullanılarak mekana grafik, sofistike ve cesur bir etki katar.
Tornada işlenerek üretilmiş, birbirini takip eden yuvarlak veya oval boncuk, makara (bobin) veya top şeklindeki profillerden oluşan ayaklara sahip mobilya türüdür. Bu dekoratif torna işçiliği, 17. yüzyıl Avrupa'sında popüler olmuş ve özellikle masa, sandalye ve sandık ayaklarında kullanılmıştır. Günümüzde hem geleneksel hem de modern tasarımlara ritmik ve heykelsi bir karakter katan, dikkat çekici bir detay olarak yeniden yorumlanmaktadır.
Atmosferik korozyona karşı yüksek dirence sahip bir çelik alaşımıdır. Yüzeyi zamanla ve hava koşullarının etkisiyle, iç katmanları daha fazla korozyondan koruyan, stabil ve pas görünümlü bir patina tabakası oluşturur. Bu doğal, sıcak ve dokulu görünümü sayesinde boya veya başka bir kaplama gerektirmez. Özellikle endüstriyel ve brütalist tarzdaki iç ve dış mekanlarda, cephe kaplaması, peyzaj elemanları ve dekoratif objelerde kullanılır.
Farklı renklerdeki sıva, seramik veya boya katmanlarının üst üste uygulanması ve ardından üst katman henüz yaşken, bir alet yardımıyla kazınarak alttaki zıt rengin ortaya çıkarılmasıyla desen oluşturma tekniğidir. İtalyanca 'kazımak' anlamına gelen 'sgraffiare' fiilinden türemiştir. Özellikle Rönesans dönemi mimarisinde cephe süslemelerinde ve seramik sanatında yaygın olarak kullanılmış, duvarlara derinlik ve doku kazandıran etkileyici bir dekorasyon yöntemidir.
Kurallara bağlı kalmayan, özgür ruhlu, eklektik ve kişisel bir iç mekan tasarım stilidir. Farklı kültürlerden, dönemlerden ve stillerden unsurları bir araya getirerek katmanlı, rahat ve yaşanmış bir atmosfer yaratmayı hedefler. Doğal malzemeler, canlı renkler ve desenler, el yapımı objeler, bitkiler ve kişisel koleksiyonlar bu stilin temelini oluşturur. Bohem stil, mükemmellikten ziyade bireyselliği ve hikayesi olan eşyaları kutlar.
Sırtlığının iki yanında, oturan kişinin başını ve gövdesini hava akımlarından korumak amacıyla tasarlanmış kanat veya kulak benzeri çıkıntılara sahip olan bir berjer türüdür. Genellikle yüksek sırtlı olan bu koltuklar, 17. yüzyıl İngiltere'sinde şömine önlerinde sıcak kalmak için geliştirilmiştir. Günümüzde hem klasik hem de modern iç mekanlarda konforlu bir okuma veya dinlenme köşesi yaratmak için kullanılan ikonik bir mobilya parçasıdır.
19. yüzyıl sonunda Viyana'da, Gustav Klimt liderliğindeki bir grup sanatçı ve mimarın, akademik historicism akımına karşı başlattığı bir sanat hareketidir. Art Nouveau'nun Avusturya'daki karşılığı olan bu stil, daha geometrik, rectilinear (doğrusal) formlar ve zarif, stilize süslemelerle karakterize edilir. Mobilya ve iç mimaride, işlevsellik ile estetiği birleştirerek 'Gesamtkunstwerk' (bütüncül sanat eseri) anlayışını benimsemiştir.
Japonya'nın Edo döneminden (1603-1868) itibaren geliştirilen geleneksel, genellikle mobil ve modüler depolama mobilyasıdır. Çoğunlukla Kiri (pavlonya) ağacından yapılan bu dolap ve sandıklar, asimetrik çekmece düzenlemeleri, el yapımı demir aksesuarları (kulplar, kilitler, köşe korumaları) ve birleştirilebilir modüler yapıları ile karakterize edilir. Hem son derece işlevsel hem de estetik açıdan sade ve güçlü bir görünüme sahiptirler.
Genellikle ahşap panellerin kenarlarında bulunan 'lamba' (rabbet) adı verilen özel bir girinti-çıkıntı profili sayesinde, panellerin birbirinin üzerine hafifçe binerek birleştiği bir duvar kaplama tekniğidir. Bu birleşim, paneller arasında ince, belirgin bir gölge hattı oluşturur. Başlangıçta gemi ve dış cephe kaplamalarında su sızdırmazlığı için kullanılan shiplap, günümüzde özellikle rustik, modern çiftlik evi (farmhouse) ve sahil evi (coastal) tarzı iç mekanlarda popüler bir dekoratif duvar kaplamasıdır.
İtalyan Rönesansı dönemine özgü, genellikle ceviz ağacından yapılmış, üç veya dört ayak yerine masif ahşap levha destekler üzerine oturtulmuş, küçük ve sıklıkla sekizgen bir oturma yüzeyine sahip, yüksek ve süslü oymalı bir sırtlığı olan törensel bir sandalyedir. Konfor amacı gütmeyen bu mobilya, daha çok bir statü sembolü olarak sarayların ve zengin konakların antre veya koridorlarında kullanılırdı. Heykelsi yapısı ve zengin süslemeleriyle dikkat çeker.
Duvarın alt ve orta kısımlarını ayıran, genellikle sandalyelerin arkalıklarının duvara çarpıp zarar vermesini önlemek amacıyla yerden yaklaşık 75-95 cm yükseklikte monte edilen yatay bir ahşap veya alçı profildir. Başlangıçta fonksiyonel bir koruma elemanı olan sandalye kuşağı, zamanla duvarlara mimari bir detay ve estetik bir zenginlik katmak için kullanılan önemli bir dekoratif unsura dönüşmüştür. Duvarı görsel olarak ikiye bölerek farklı renk veya doku uygulamalarına olanak tanır.