Lükens Ayak
Ayrıca: Kaba Ayak, Kuğu Boynu Ayak, Cabriole Leg
Lükens ayak, uluslararası terminolojide ‘Cabriole leg’ olarak bilinen, mobilya tasarımında zarafet ve hareketin simgesi haline gelmiş ikonik bir formdur. Adını Fransızca ‘cabrioler’ (sıçramak, zıplamak) fiilinden alan bu ayak tipi, bir hayvanın arka bacağının duruşundan ilham alır. Yapısal olarak, üstte dışa doğru kavisli bir ‘diz’, ortada içe doğru incelen bir ‘bilek’ ve altta sonlanan bir ‘ayak’ olmak üzere iki zıt kıvrımdan oluşan belirgin bir ‘S’ profiline sahiptir. Bu form, mobilyaya statik ve ağır bir görünüm yerine, yerden yükseliyormuş gibi dinamik ve hafif bir hava katar.
Tarihsel kökenleri antik Çin ve Yunan medeniyetlerine kadar uzansa da, Lükens ayağın Avrupa’da popülerleşmesi 18. yüzyılın başlarına rastlar. Barok dönemin ağır, tornalı ve masif ayaklarının aksine, Rokoko (Louis XV), Kraliçe Anne ve Chippendale gibi daha zarif ve süslemeli stillerin vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Özellikle Fransa’da Louis XV döneminde zirveye ulaşmış, mobilyaların genel akıcı ve asimetrik hatlarıyla mükemmel bir uyum yakalamıştır. İngiltere’de Kraliçe Anne stiliyle daha sade ve süslemesiz kullanılırken, Thomas Chippendale tasarımlarında diz kısmına eklenen akantus yaprağı gibi oymalarla daha zengin bir görünüme kavuşmuştur.
Lükens ayağın en belirgin özelliklerinden biri, sonlandığı ayak ucundaki çeşitliliktir. En yaygın formlar arasında, düz ve yuvarlak bir topuz olan ‘yastık ayak’ (pad foot), bir topu kavrayan bir kuş pençesini betimleyen ‘pençeli top ayak’ (ball-and-claw foot) ve içe doğru kıvrılan bir sarmal olan ‘volüt ayak’ (scroll foot) bulunur. Diz kısmı ise genellikle stilin özelliklerine bağlı olarak bir deniz kabuğu, çiçek veya yaprak motifi gibi oymalarla bezenir. Malzeme olarak ceviz, maun ve meşe gibi masif ahşaplar tercih edilir. Günümüzde Lükens ayak, klasik, avangart ve country tarzı mobilyaların üretiminde hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Sandalyeler, koltuklar, konsollar, şifonyerler ve masalarda karşımıza çıkan bu form, modern iç mekanlara dahi tarihi bir zarafet ve sanatsal bir dokunuş katma gücüne sahiptir.