Maksimalizm
Maksimalizm, 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında minimalizmin egemenliğine bir tepki olarak ortaya çıkan ve popülerlik kazanan bir tasarım ve yaşam tarzı felsefesidir. Minimalizmin ‘az çoktur’ (less is more) ilkesinin tam zıttı olarak, ‘çok çoktur’ (more is more) veya ‘az sıkıcıdır’ (less is a bore) mottolarını benimser. Bu stil, boşluktan ve sadelikten ziyade, bolluğu, zenginliği ve kişisel ifadeyi kucaklar. Ancak maksimalizm, rastgele biriktirilmiş eşyaların yarattığı dağınıklık veya kargaşa anlamına gelmez. Aksine, dikkatlice düşünülmüş, katmanlı ve kürate edilmiş bir estetik anlayışıdır. Her bir objenin, desenin ve rengin bir hikayesi, bir anlamı ve mekana kattığı bir karakter vardır.
Stilin temel özellikleri arasında cesur ve doygun renklerin cömertçe kullanımı yer alır. Duvarlarda mücevher tonları, canlı renkler veya desenli duvar kağıtları sıkça görülür. Renk paleti genellikle geniş ve çeşitlidir, ancak birbiriyle uyumlu veya kasıtlı olarak kontrast oluşturan tonların bir araya getirilmesiyle bir denge kurulur. Desenlerin katmanlanması, maksimalist dekorasyonun bir diğer kilit unsurudur. Çiçekli, geometrik, hayvan desenli ve soyut motifler; perdelerde, halılarda, döşemelik kumaşlarda ve yastıklarda korkusuzca bir arada kullanılabilir. Farklı ölçeklerdeki desenleri karıştırmak, mekana görsel bir derinlik ve dinamizm katar.
Mobilya seçimi eklektiktir. Antika bir Barok kanepe, Mid-Century Modern bir sehpa ve çağdaş bir sanat eseri aynı odada uyum içinde var olabilir. Farklı dönemlerin, stillerin ve kültürlerin bir araya getirilmesi, mekanın kişisel ve zamansız bir kimlik kazanmasını sağlar. Doku zenginliği de önemlidir; kadife, ipek, suni kürk, deri, metal ve parlak lake yüzeyler gibi çeşitli materyallerin bir arada kullanılması, dokunsal ve görsel bir şölen yaratır. Sanat eserleri, heykeller, kitaplar, seyahat hatıraları ve kişisel koleksiyonlar, maksimalist bir evin ruhunu oluşturur. Duvarlar genellikle ‘galeri duvarı’ tarzında, baştan aşağı tablolar, fotoğraflar ve objelerle kaplanır. Bu, mekan sahibinin kişiliğini, ilgi alanlarını ve yaşam öyküsünü yansıtan bir anlatı oluşturur. Maksimalizm, konforu, sıcaklığı ve yaşam dolu bir atmosferi ön planda tutar. Kuralları yıkmayı, risk almayı ve en önemlisi, mekanı tamamen kişiselleştirerek onu benzersiz bir sığınağa dönüştürmeyi teşvik eden cesur ve özgür bir stilidir.