Marküteri
Ayrıca: Ahşap Kakma Sanatı, Marköteri
Marküteri, kökeni Fransızca “marqueterie” kelimesine dayanan, farklı renk, doku ve cinsteki ahşap kaplamaları (veneer) kesip birleştirerek dekoratif desenler veya resimler oluşturma sanatıdır. Bu teknik, sadece ahşapla sınırlı kalmayıp, tasarıma zenginlik katmak amacıyla sedef, fildişi, kemik, pirinç, kalay gibi metallerle de birleştirilebilir. Temel prensibi, bir yapbozun parçaları gibi hazırlanan farklı malzemelerin, bir taşıyıcı yüzeye (genellikle ahşap bir panel veya mobilya gövdesi) mozaik şeklinde aplike edilmesidir. İntarsia (gömme) tekniğinden farkı, marküteride desenin ayrı bir yüzeyde oluşturulup daha sonra ana gövdeye yapıştırılmasıdır.
Tarihsel kökenleri antik Mısır ve Roma’daki mozaik ve kakma işçiliğine kadar uzansa da, bugünkü anlamıyla marküteri sanatı, 16. yüzyılda Floransa ve Anvers gibi Avrupa merkezlerinde gelişmeye başlamıştır. Ancak sanatın zirveye ulaştığı dönem, 17. yüzyıl Fransa’sında Kral XIV. Louis dönemidir. Kraliyet mobilya ustası (ébéniste) André-Charles Boulle, pirinç ve kaplumbağa kabuğunu bir arada kullandığı “Boulle Marküterisi” olarak bilinen tekniği geliştirerek bu sanata yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu dönemde marküteri, aristokrasinin ve zenginliğin bir simgesi haline gelmiş, dolaplar, masalar ve saat kasaları gibi en değerli mobilyaları süslemiştir.
Marküteri yapımında “parça parça” (piece by piece) veya “çift kesim” (double-bevel) gibi çeşitli teknikler kullanılır. Sanatçı, önce oluşturulacak desenin bir çizimini hazırlar. Ardından, bu desene uygun olarak farklı ahşap kaplamaları özel ince uçlu kesme aletleriyle (marküteri bıçağı veya dekupaj testeresi) dikkatlice keser. Kesilen parçalar, bir kağıt üzerinde birleştirilir ve sıcak tutkal ile ana yüzeye preslenerek yapıştırılır. Kuruma sonrası yüzey zımparalanır, cilalanır ve verniklenir. Bu süreç, büyük bir ustalık, sabır ve hassasiyet gerektirir.
Günümüzde marküteri, hala lüks mobilya üretiminde, özel tasarım iç mekan projelerinde, müzik aletlerinde ve dekoratif sanat objelerinde kullanılan değerli bir tekniktir. Modern CNC kesim teknolojileri, karmaşık desenlerin daha hassas bir şekilde üretilmesine olanak tanımış olsa da, geleneksel el işçiliği marküteri, sanatsal değeri ve benzersizliğiyle her zaman ayrıcalıklı bir konumda yer almaktadır. Bir mekana dahil edildiğinde, bulunduğu yüzeye sofistike bir karakter, görsel derinlik ve zanaatkarlık ruhu katarak mekanın estetik değerini önemli ölçüde artırır.