Traverten
Traverten, adını Roma yakınlarındaki Tivoli’nin antik adı olan “Tibur”dan alan ve İtalyanca “travertino” kelimesinden gelen, bir tür karasal çökel kayaçtır. Kimyasal olarak kalsiyum bikarbonat bakımından zengin yeraltı sularının yeryüzüne çıkarak karbondioksitini kaybetmesi ve kalsiyum karbonatın (CaCO₃) çökmesiyle oluşur. Bu oluşum süreci, travertenin karakteristik gözenekli, boşluklu ve lifli yapısını meydana getirir. İçindeki boşluklar, suyun çıkışı sırasında sıkışan gazlar ve organik maddelerin (bitki kökleri, yapraklar) zamanla çürümesiyle oluşur. Bu doğal dokusu, her bir traverten levhasını benzersiz kılar. Renk paleti genellikle sıcak ve topraksı tonlardadır; beyaz, krem, bej, fildişi, altın sarısı, kahverengi ve pas kırmızısı gibi renklerde bulunabilir. Rengindeki bu çeşitlilik, oluşumu sırasında suya karışan demir gibi minerallerin oranına bağlıdır. Tarih boyunca önemli bir yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. En bilinen örneği, büyük bir kısmı traverten bloklarından inşa edilen Roma’daki Kolezyum’dur. Bu, malzemenin dayanıklılığının ve zamana karşı direncinin en büyük kanıtıdır. İç mimaride traverten, sunduğu doğal, sıcak ve sofistike estetik nedeniyle geniş bir kullanım alanına sahiptir. Zemin kaplaması olarak kullanıldığında mekana aydınlık ve ferah bir his verir. Duvar kaplaması olarak ise, özellikle banyo, mutfak ve antre gibi alanlarda dokulu ve şık bir fon oluşturur. Mutfak ve banyo tezgahları, lavabolar, duş tekneleri ve hatta yekpare küvetler travertenden üretilebilir. Ayrıca masa tablaları, sehpa, şömine kaplaması ve dekoratif aksesuarlar gibi mobilya ve dekorasyon elemanlarında da kullanılır. Traverten yüzeyler farklı bitiş teknikleriyle işlenebilir: cilalı (parlak ve yansıtıcı), honlu (mat ve pürüzsüz), fırçalanmış (dokulu ve eskitilmiş) veya dolgulu (gözenekleri reçine veya çimento ile doldurulmuş). Dolgusuz kullanımı, malzemenin en doğal ve rustik halini sergilerken, dolgulu ve honlanmış yüzeyler daha modern ve rafine bir görünüm sunar. Doğal bir taş olması nedeniyle bakımında asidik temizleyicilerden kaçınılması ve yüzeyin lekelere karşı korunması için periyodik olarak mühürlenmesi (emprenye) önerilir.