Japonca 'altınla birleştirme' anlamına gelen Kintsugi, kırılan seramik veya porselen eşyaları, toz altın, gümüş veya platin karıştırılmış özel bir lake (urushi) ile onarma sanatıdır. Bu felsefe, kırıkları ve kusurları gizlemek yerine, onları nesnenin tarihinin değerli bir parçası olarak vurgular. Wabi-sabi felsefesinin bir yansıması olarak, kusurluluktaki güzelliği ve geçiciliği kucaklayan estetik bir yaklaşımdır.
Fransızca 'Kraliçe tarzı koltuk' anlamına gelen, 18. yüzyıl Rokoko dönemine ait, genellikle duvar kenarına yerleştirilmesi amaçlanan resmi bir koltuk tipidir. En belirgin özelliği, kavisli bir üst çerçeveye sahip olmasına rağmen sırt kısmının düz olmasıdır. Açıkta bırakılmış, zarif oymalı ahşap çerçevesi, yastıklı kolçakları (manchettes) ve kabriyol ayakları ile karakterize edilir. Daha samimi 'fauteuil en cabriolet' modelinden daha formel bir duruşa sahiptir.
Kökeni Fransız saray mimarisine dayanan enfilade, bir dizi odanın kapılarının aynı hizada sıralanarak kesintisiz bir görüş hattı oluşturmasıdır. Mobilya terimi olarak ise bu konseptten türemiş, genellikle alçak, uzun ve çok kapaklı bir büfe veya sideboard'u tanımlar. Yemek odalarında veya salonlarda kullanılan bu mobilya, yatay formu ve geniş depolama alanıyla hem fonksiyonel hem de estetik bir amaca hizmet eder.
Fransızca 'şişkin' veya 'kavisli' anlamına gelen bombé, mobilya tasarımında, özellikle komodin ve şifonyerlerde görülen, hem ön hem de yan yüzeylerin dışa doğru zarif bir şekilde şişkinleştiği bir formu tanımlar. 18. yüzyıl Fransız Rokoko stilinin karakteristik bir özelliği olan bu tasarım, mobilyaya dinamik, akıcı ve heykelsi bir görünüm kazandırır. Düz hatların ve katı geometrinin aksine, organik ve süslü bir estetik sunar.
Klasik mimariden türeyen, genellikle üçgen veya kavisli formda olan, kapı, pencere, dolap veya ayna gibi mobilya parçalarının üzerine yerleştirilen dekoratif bir mimari öğedir. Başlangıçta antik tapınakların cephelerini süsleyen bu unsur, iç mekanda mobilyalara anıtsal ve sofistike bir karakter kazandırmak amacıyla kullanılır. Farklı tipleriyle (kırık, kuğu boynu vb.) mobilyanın stilini ve görsel ağırlığını belirler.
Fransızca 'or moulu' (öğütülmüş altın) teriminden gelen, ince bir altın tabakasının bronz bir obje üzerine cıva amalgamı kullanılarak kaplandığı tarihi bir yaldızlama tekniğidir. Özellikle 18. ve 19. yüzyıl Fransız mobilyalarında, saatlerde, şamdanlarda ve aydınlatma elemanlarında kullanılan bu teknik, objelere parlak ve lüks bir altın görünümü kazandırır. Yüksek işçiliği ve zengin estetiği ile bilinir, ancak cıva kullanımının tehlikeleri nedeniyle günümüzde uygulanmamaktadır.
Kolçaksız, alçak oturumlu ve genellikle yüksek sırtlı, tamamen döşemeli bir vurgu sandalyesidir. Adını, Viktorya dönemi yatak odalarında kadınların çoraplarını ve ayakkabılarını (slipper) giymelerine yardımcı olmak için tasarlanmasından alır. Kompakt boyutu ve zarif silüeti sayesinde günümüzde oturma odaları, yatak odaları veya antreler gibi çeşitli mekanlarda hem işlevsel hem de dekoratif bir parça olarak kullanılır.
Fransızca'da 'yarım ay' anlamına gelen, üst tablası yarım daire veya yarım oval şeklinde olan bir masa türüdür. Genellikle düz kenarı duvara dayanacak şekilde tasarlanmıştır ve antre, koridor, yemek odası veya oturma odası gibi alanlarda konsol masa olarak kullanılır. Zarif ve yerden tasarruf sağlayan formuyla bilinen Demilune masa, özellikle Neoklasik ve Federal gibi klasik stillerin vazgeçilmez bir parçasıdır ve dekoratif objeleri sergilemek için ideal bir yüzey sunar.
Fransızca'da 'kıvrılmış' veya 'halkalı' anlamına gelen, yüzeyinde küçük ilmekler ve düğümler bulunan, dokulu bir döşemelik kumaş türüdür. Genellikle yün, pamuk veya sentetik liflerden üretilen bu kumaş, yumuşak, dolgun ve konforlu bir his sunar. Özellikle Mid-Century Modern tasarımlarla özdeşleşmiş olup, günümüzde koltuk, sandalye ve puf gibi mobilyalarda hem retro hem de modern bir şıklık yaratmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.
Minimalizmin 'az çoktur' felsefesine karşı 'çok çoktur' anlayışını savunan bir iç mekan tasarım stilidir. Zengin renk paletleri, katmanlı desenler, farklı dönem ve stillerden mobilyaların bir arada kullanımı, cesur sanat eserleri ve kişisel koleksiyonların sergilenmesi ile karakterizedir. Kargaşadan ziyade, kürate edilmiş bir bolluk ve kişisel ifadenin ön planda olduğu, görsel olarak zengin ve enerjik mekanlar yaratmayı hedefler.
İtalyanca'da 'sert taş' anlamına gelen, yarı değerli ve sert taşların (mermer, akik, lapis lazuli, yeşim) hassas bir şekilde kesilip birleştirilerek resimsel kompozisyonlar oluşturulduğu bir kakma sanatıdır. Mozaikten farklı olarak, taşlar arasında neredeyse hiç harç veya boşluk kalmayacak şekilde birbirine mükemmel uyumla yerleştirilir. Genellikle masa tablaları, dolap kapakları ve dekoratif paneller gibi lüks objelerin yüzeylerini süslemek için kullanılır.
Camın arka yüzeyine altın veya gümüş varak yapıştırılması ve bu varakların kazınarak desen oluşturulması veya üzerine boya yapılmasıyla gerçekleştirilen tarihi bir bezeme sanatıdır. Bu teknikle desen, camın ön yüzeyinden bakıldığında parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazanır. Lüks ve zarif bir etki yaratan Verre Églomisé, ayna çerçeveleri, mobilya detayları, duvar panelleri ve dekoratif objelerde kullanılan sofistike bir süsleme yöntemidir.
Bir odanın tavanına yakın, görüş seviyesinin üzerinde konumlandırılmış pencere dizisidir. Temel amacı, doğrudan görüşü engellerken veya duvar alanını korurken iç mekana doğal gün ışığı sağlamaktır. Özellikle yüksek tavanlı yapılarda, mahremiyeti korumak ve gün ışığını mekanın derinliklerine kadar ulaştırmak için kullanılır. Gotik katedrallerden modern mimariye kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir ve mekanlara ferahlık ve aydınlık bir atmosfer katar.
18. yüzyılın sonlarında İsveç Kralı III. Gustav döneminde ortaya çıkan, Fransız Neoklasisizminin daha sade, aydınlık ve zarif bir yorumu olan dekorasyon stilidir. Açık renk paletleri, özellikle soluk gri ve kremsi beyazlar, eskitme görünümlü boyalı ahşap mobilyalar, düz hatlar ve ince oymalı detaylar ile karakterizedir. Bu stil, aristokratik zarafeti İskandinav sadeliğiyle birleştirerek ferah ve dingin mekanlar yaratmayı amaçlar.
Dikdörtgen parke, tuğla veya fayans bloklarının birbirine 90 derece açıyla yerleştirilerek oluşturduğu, kırık bir zikzak deseni sunan klasik bir zemin ve duvar kaplama tekniğidir. Adını balık iskeletinin yapısına olan benzerliğinden alır. Mekanlara hareket, derinlik ve zamansız bir zarafet katar. Özellikle parke zeminlerde sıkça tercih edilen bu desen, hem geleneksel hem de modern iç mekan tasarımlarında kendine yer bulur ve sofistike bir atmosfer yaratır.
18. yüzyıl ortalarında İngiliz mobilya ustası Thomas Chippendale tarafından popüler hale getirilen, Rokoko tarzının en zarif örneklerinden biridir. Sandalyenin en belirgin özelliği, sırt dayanağının (splat) birbirine dolanmış, fiyonk şeklinde oyulmuş kurdeleleri andıran ahşap oymacılığıdır. Genellikle maun ağacından yapılan bu sandalyeler, ince ve kavisli kabriyol ayaklara sahiptir. Tasarım, hafifliği, zarafeti ve romantik görünümüyle öne çıkar.
Bir binanın güneye bakan cephesine yerleştirilen, dışta cam bir yüzey ile içte yüksek termal kütleye sahip (genellikle siyaha boyanmış beton, taş veya tuğla) bir duvar arasında hava boşluğu bırakılarak oluşturulan pasif güneş enerjisi sistemidir. Güneş ışınları camdan geçerek duvarı ısıtır, bu ısı duvar tarafından emilir ve yavaşça iç mekana salınarak doğal bir ısıtma sağlar. Bu sistem, enerji verimliliği yüksek ve sürdürülebilir binalar için kullanılır.
Mobilyalarda kullanılan, genellikle basık, yuvarlak ve çörek (İng. bun) veya soğan şeklinde olan kısa bir ayak türüdür. Adını form olarak bu nesnelere benzetilmesinden alır. Genellikle klasik, geleneksel veya country tarzı mobilyalarda (koltuk, şifonyer, dolap) kullanılır ve mobilyaya sağlam, yere yakın ve tok bir görünüm kazandırır. Ağırlığı iyi dağıtmasıyla bilinen bu ayak, dekoratif bir bitiş sağlar.
Hem çekmeceli bir şifonyer (İng. chest of drawers) hem de asma alanı olan bir gardırobu (İng. wardrobe) tek bir mobilya parçasında birleştiren, çok fonksiyonlu bir yatak odası depolama ünitesidir. Genellikle bir tarafında dikey olarak sıralanmış çekmeceler, diğer tarafında ise askılı kıyafetler için kapaklı bir bölme bulunur. Alan tasarrufu sağlaması ve organize depolama imkanı sunmasıyla özellikle küçük yatak odaları için pratik bir çözüm olarak öne çıkar.
Mermer ve diğer değerli taşları taklit etmek için geliştirilmiş, 17. yüzyıl İtalyan kökenli kompozit bir malzemedir. Selenit tozu, alçı, hayvansal tutkal ve doğal pigmentlerin karıştırılmasıyla oluşturulan bir macundan yapılır. Bu macun, damarlı ve renkli desenler oluşturacak şekilde uygulanır, ardından zımparalanıp cilalanarak gerçek mermere çok benzeyen pürüzsüz ve parlak bir yüzey elde edilir. Sütunlar, duvar panelleri ve masa tablaları gibi alanlarda kullanılır.
Fransızca 'gris' (gri) kelimesinden türeyen, bir resmin tamamen gri veya başka bir nötr rengin farklı tonlamalarıyla yapıldığı monokromatik bir boyama tekniğidir. Özellikle heykel veya mimari kabartma görünümü yaratmak için kullanılır. İç mimaride duvar panellerinde, tavan süslemelerinde ve mobilyalarda üç boyutlu bir yanılsama (trompe-l'œil) etkisi oluşturarak mekana derinlik ve klasik bir zarafet katmak amacıyla tercih edilir.
Modernist bir tasarıma sahip, son derece sade ve minimalist bir masa formudur. En belirgin özelliği, kare veya dikdörtgen kesitli dört bacağının kalınlığının, masanın üst tablasının kalınlığı ile tamamen aynı olmasıdır. Bacaklar ve tabla, köşelerde kesintisiz bir bütünlük oluşturacak şekilde birleşir. Bu yalın geometrik yapı, masaya heykelsi ve zamansız bir görünüm kazandırır ve her türlü malzemeden üretilebilir.
17. yüzyılın başlarında İngiltere'de, Kral I. James döneminde (1603-1625) ortaya çıkan bir mobilya ve dekorasyon stilidir. Geç Rönesans etkilerini taşıyan, sağlam, masif ve genellikle meşe ağacından yapılan mobilyalarla karakterizedir. Ağır ve geometrik formlar, derin ve zengin oymalar, torna işi (turned) bacaklar ve abartılı süslemeler bu stilin belirgin özellikleridir. Koyu renklerin hakim olduğu bu stil, zengin ve görkemli bir estetik sunar.
Antik Yunan dönemine ait, zarif ve ergonomik bir sandalye formudur. Belirgin özellikleri, içe doğru kavisli, kılıç formundaki dört ayağı (sabre legs) ve sırtı nazikçe saran geniş, konkav bir sırt dayanağıdır. Hem estetik hem de konforu bir araya getiren bu tasarım, Neoklasik dönemden günümüz modernizmine kadar birçok mobilya tasarımcısına ilham kaynağı olmuş ve zamansız bir zarafet simgesi olarak kabul edilmiştir.
Işık kaynağının doğrudan görünmediği, tavan ile duvarın birleştiği noktada oluşturulan bir niş, pervaz veya girintiye gizlendiği bir dolaylı aydınlatma tekniğidir. Işık, tavana veya yakındaki bir duvara yansıyarak mekana yayılır. Bu yöntem, kamaşmayı önleyerek yumuşak, homojen ve atmosferik bir aydınlatma sağlar, aynı zamanda tavanı daha yüksek ve mekanı daha geniş gösterme etkisine sahiptir. Özellikle modern ve minimalist iç mekanlarda tercih edilir.
Genellikle döşemeli, alçak ve kolçaksız bir mobilya parçasıdır. Geleneksel olarak ayak uzatmak için kullanılsa da, günümüzde sehpa (üzerine bir tepsi konularak), ek oturma alanı veya depolama ünitesi (içi sandıklı modelleriyle) gibi çok çeşitli fonksiyonlar üstlenir. Puf'tan genellikle daha büyük, daha yapısal ve daha az hareketli olmasıyla ayrılır. Oturma odaları ve yatak odalarında hem işlevsel hem de dekoratif bir tamamlayıcı olarak kullanılır.
1930'ların Hollywood Altın Çağı'ndan ilham alan, lüks, gösteriş ve dramatik etkiyi bir araya getiren bir iç mekan tasarım stilidir. Minimalizmin aksine, cesur renk paletleri, parlak lake yüzeyler, ayna ve metalik detaylar, pelüş dokular ve büyük ölçekli mobilyalarla karakterize edilir. Bu stil, hem konforlu hem de teatral bir atmosfer yaratmayı amaçlar. Zenginlik, zarafet ve sofistike bir ihtişam hissi uyandırır. Modern ve klasik unsurları birleştirir.
19. yüzyılın sonlarında İngiltere'de Sanayi Devrimi'nin seri üretimine ve kalitesizliğine bir tepki olarak ortaya çıkan bir tasarım ve sanat akımıdır. El işçiliğini, basit ve dürüst formları, doğal malzemeleri ve zanaatkarın ustalığını yüceltir. Liderliğini William Morris ve John Ruskin gibi düşünürlerin yaptığı bu akım, mobilya, tekstil, mimari ve dekoratif sanatlarda sade, fonksiyonel ve doğadan ilham alan tasarımları savunur. Kalite ve estetiği ön planda tutar.
Adını Suriye'nin Şam (Damascus) şehrinden alan, genellikle ipek, yün, keten veya sentetik elyaflardan dokunan, kendine özgü desenli bir kumaş türüdür. Deseni, zemin ve desen atkılarının farklı dokuma teknikleriyle (genellikle saten ve sateen) oluşturulmasıyla ortaya çıkar. Bu teknik, ışığın farklı açılarda yansımasını sağlayarak, kumaşa tek renk olmasına rağmen belirgin, mat ve parlak alanlardan oluşan, ters çevrilebilir bir desen kazandırır.
Pencere ve kapı gibi mimari açıklıkların kenarlarını çevreleyen, genellikle dekoratif amaçlı mimari bir elemandır. Hem iç hem de dış mekanlarda kullanılan söveler, yapının estetiğini zenginleştirirken aynı zamanda duvar ile doğrama arasındaki birleşim noktasını kapatarak yalıtıma katkıda bulunur. Geleneksel olarak taş, ahşap veya alçıdan yapılırken, günümüzde poliüretan ve EPS gibi hafif malzemelerden de üretilmektedir. Klasik ve modern mimaride sıkça kullanılır.
17. yüzyıl Fransız mobilya ustası André-Charles Boulle tarafından mükemmelleştirilen, son derece gösterişli bir marküteri (ahşap kakma) tekniğidir. Genellikle kaplumbağa kabuğu ve pirinç veya kalay gibi metallerin birlikte kesilip birbirinin içine yerleştirilmesiyle oluşturulan karmaşık ve simetrik desenlerle karakterize edilir. Bu teknik, Barok döneminin zenginliğini ve lüksünü yansıtan en belirgin dekoratif sanatlardan biridir ve genellikle dolap, masa gibi mobilyalarda kullanılmıştır.
Ahşap işçiliğinde kullanılan en temel ve en sağlam birleştirme tekniklerinden biridir. Bir ahşap parçanın ucunda oluşturulan erkek çıkıntı (zıvana), diğer parçada açılan dişi yuvaya (delik) tam olarak oturur. Bu kilitlenme, yapıştırıcı ile veya kama kullanılarak güçlendirildiğinde son derece dayanıklı bir bağlantı sağlar. Kaliteli masif ahşap mobilyaların ve ahşap yapıların temel taşı olan bu teknik, binlerce yıldır kullanılmaktadır.
18. yüzyıl İngiltere'sinde ortaya çıkan, karakteristik olarak masif ahşap oturma yüzeyine doğrudan monte edilmiş ince, tornalanmış çubuklardan (iğ) oluşan sırt ve ayaklara sahip bir sandalye türüdür. Sırt kısmı genellikle yay şeklinde bir üst parça ile son bulur. Hafif ama sağlam yapısıyla tanınan bu tasarım, country, rustik ve geleneksel dekorasyon stillerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Zamana meydan okuyan klasik bir estetiğe sahiptir.
Kullanılmadığı zamanlarda bir menteşe sistemi sayesinde duvara veya bir dolap içine dikey olarak katlanarak kaldırılan, yerden tasarruf sağlayan yatak türüdür. Bu mekanizma, bir odayı gündüzleri yaşam alanı veya ofis, geceleri ise yatak odası olarak kullanma imkanı tanır. Özellikle stüdyo daireler, küçük evler ve misafir odaları gibi çok amaçlı mekanlar için ideal bir çözümdür. Modern tasarımları genellikle ek depolama üniteleri veya bir kanepe ile entegre edilir.
Üst kısmında küçük çekmeceler ve raflar bulunan, menteşeli yazı yüzeyi aşağıya doğru açılarak masa işlevi gören bir mobilya türüdür. Kullanılmadığında yazı yüzeyi kapatılarak hem yerden tasarruf sağlar hem de içerisindeki dağınıklığı gizler. Genellikle masif ahşaptan üretilen bu parça, bir dolap, çekmece ve çalışma masasını tek bir zarif tasarımda birleştirir. Özellikle kompakt yaşam alanları için estetik ve fonksiyonel bir çözümdür.
Yatağın (şiltenin) üzerine yerleştirildiği, genellikle ahşap veya metal bir iskeletin kumaş veya deri ile kaplanmasıyla oluşturulan bir yatak temelidir. Geleneksel karyolalardan farklı olarak, genellikle alt kısmında hidrolik bir mekanizma ile açılan geniş bir depolama alanı sunar. Bu özelliği sayesinde, özellikle küçük yatak odalarında yerden tasarruf sağlayan son derece fonksiyonel bir mobilya çözümüdür. Yatağa sağlam ve düz bir destek sağlar.
Geçmişin zarafetini ve yaşanmışlık hissini ön plana çıkaran, romantik ve feminen bir dekorasyon stilidir. Bu stilde, yeni veya eski mobilyalara kasıtlı olarak eskitilmiş, yıpranmış ve patinalı bir görünüm verilir. Pastel renk paleti, çiçek desenleri, dantel ve keten gibi doğal tekstiller ile antika veya vintage aksesuarlar stilin temelini oluşturur. Konforlu, davetkar ve nostaljik bir atmosfer yaratmayı amaçlar.
Merkezde sabit bir bölümü ve bu bölüme menteşelenmiş bir veya iki adet katlanabilir kanadı olan bir masa türüdür. Kanatlar açıldığında, altından 90 derece dönerek çıkan ve bir kapı (gate) gibi açılan bacaklar tarafından desteklenir. Bu mekanizma sayesinde masa, kapalıyken çok az yer kaplayan dar bir konsol haline gelirken, açıldığında geniş bir yemek masasına dönüşür. Özellikle küçük mekanlar için son derece işlevsel bir çözümdür.
Bir iç mekan duvarının zemin ile genellikle sandalye yüksekliği (yaklaşık 90-120 cm) arasındaki alt kısmını kaplayan dekoratif ahşap veya kompozit panel uygulamasıdır. Hem duvarı darbelere karşı koruma hem de mekana mimari bir karakter ve klasik bir zarafet katma amacı taşır. Üst kenarı genellikle bir pervaz (sandalye rayı) ile bitirilir. Farklı panel stilleri mevcuttur ve duvarın üst kısmı boya veya duvar kağıdı ile tamamlanır.
Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda popüler olan, ahşap yüzeylere derinlik ve olağanüstü parlaklık kazandıran geleneksel bir cila tekniğidir. Gomalak reçinesinin alkolde çözülmesiyle elde edilen cilanın, özel bir bez top (tampan) yardımıyla çok sayıda ince katman halinde yüzeye uygulanmasıyla yapılır. Son derece zahmetli olan bu işlem, ahşabın doğal dokusunu ve rengini zenginleştiren, cam gibi pürüzsüz bir yüzey oluşturur.
Hem kanepe hem de yatak işlevi gören çok fonksiyonlu bir mobilya parçasıdır. Genellikle üç tarafı kapalı (sırt ve iki yan kolçak) bir yapıya ve tek kişilik bir yatak boyutunda bir şilteye sahiptir. Gündüzleri kırlentlerle desteklenerek konforlu bir oturma alanı sunarken, geceleri misafirler için pratik bir yatak olarak kullanılabilir. Oturma odası, misafir odası veya home office gibi alanlarda yerden tasarruf sağlayan şık bir çözümdür.
İç mekanda mutfak, yemek odası ve oturma odası gibi farklı işlevlere sahip alanları birbirinden ayıran duvarların ortadan kaldırılarak, tek ve büyük bir hacim olarak tasarlandığı mimari bir konsepttir. Bu yaklaşım, mekanlar arasında akıcı bir geçiş sağlar, doğal ışığın daha geniş bir alana yayılmasına olanak tanır ve sosyal etkileşimi artırır. Alanlar genellikle mobilya yerleşimi, farklı zemin kaplamaları veya aydınlatma ile tanımlanır.
Çimento, polimer, agrega ve pigmentlerin birleşiminden oluşan, yüksek performanslı, derzsiz bir dekoratif kaplama malzemesidir. Genellikle 2-3 mm gibi çok ince katmanlar halinde zeminlere, duvarlara, tezgahlara ve hatta mobilyalara uygulanabilir. Kesintisiz, pürüzsüz ve minimalist bir görünüm sunar. Suya ve aşınmaya karşı yüksek dayanıklılığı sayesinde özellikle banyo ve mutfak gibi ıslak hacimlerde tercih edilir.
Tavanda bir dizi üç boyutlu, genellikle kare veya dikdörtgen şeklinde, içe dönük panelin oluşturduğu bir grid sistemidir. Mimaride hem estetik hem de yapısal bir işlevi olan bu uygulama, mekana derinlik, ritim ve görsel bir zenginlik katar. Antik Yunan ve Roma mimarisinden beri kullanılan bu klasik teknik, tavanı sıradan bir yüzey olmaktan çıkarıp, mekanın odak noktalarından biri haline getirir. Ahşap, alçı veya betondan imal edilebilir.
20. yüzyılın ortalarında terk edilmiş fabrika ve endüstriyel alanların yaşam alanlarına dönüştürülmesiyle ortaya çıkan bir dekorasyon akımıdır. Brüt ve işlenmemiş malzemelerin, strüktürel elemanların ve fonksiyonel objelerin estetik birer unsur olarak sergilendiği, ham ve sofistike bir estetik sunar. Geniş, açık ve yüksek tavanlı mekanlarla karakterize edilir. Bu stilde işlevsellik, estetiğin önüne geçer ve her bir parça bir amaca hizmet eder.
Merdiven, balkon, teras veya galeri boşluklarının kenarlarında güvenlik sağlamak ve estetik bir sınır oluşturmak amacıyla kullanılan bir korkuluk sistemidir. Genellikle bir dizi dikey destek elemanı (balaustra), bu elemanları alttan ve üstten birleştiren bir taban ve bir küpeşteden (korkuluk başlığı) oluşur. Ahşap, metal, taş, cam gibi çeşitli malzemelerden yapılarak mimari stile uyum sağlar ve mekana karakter katar.
Genellikle yemek odasında bulunan, masa seviyesinde, uzun ve alçak bir dolaptır. Üst yüzeyi yemek servisi yapmak veya dekoratif objeleri sergilemek için kullanılırken, altındaki dolap ve çekmecelerde sofra takımları, çatal-bıçak setleri ve masa örtüleri saklanır. Fonksiyonelliği estetikle birleştiren büfeler, Mid-Century Modern'dan klasiğe kadar birçok farklı stilde tasarlanabilir ve mekanın depolama ihtiyacını şık bir şekilde karşılar.
Fransızca "uzun sandalye" anlamına gelen, bir sandalyenin uzatılmış ve bacakları destekleyecek şekilde tasarlanmış formudur. Genellikle tek bir kolçağı olan veya tamamen kolçaksız, asimetrik bir yapıya sahiptir. Hem dinlenmek hem de oturmak için kullanılan bu zarif mobilya, yatak odaları, okuma köşeleri ve salonlarda estetik bir odak noktası oluşturur. Modern tasarımları ise daha heykelsi ve minimalist olabilir.
Farklı renk ve dokudaki ahşap parçalarının, tekrarlayan geometrik desenler oluşturacak şekilde bir araya getirilmesiyle yapılan dekoratif bir zemin veya yüzey kaplama tekniğidir. Marküteriden (resimsel kakma) farklı olarak, parketri tamamen geometrik desenlere odaklanır. Balıksırtı (herringbone) ve Macar (chevron) desenleri en bilinen örnekleridir. Zeminlere, duvar panellerine ve masa tablalarına zengin ve sanatsal bir görünüm kazandırır.
17. yüzyıl sonlarında Fransa'da ortaya çıkan, genellikle çekmeceli, düz tablalı, dört ayaklı ve zarif bir yazı masası türüdür. Geleneksel olarak deri veya keçe kaplı bir yazı yüzeyine sahiptir ve genellikle bronz ormolu (dore bronz) süslemelerle zenginleştirilmiştir. Roll-top veya kapaklı masaların aksine açık ve ferah bir çalışma alanı sunarak hem fonksiyonel hem de estetik bir ofis mobilyası olarak kullanılır.
Ahşabı kontrollü bir şekilde yakarak yüzeyini kömürleştirmeye dayanan geleneksel bir Japon ahşap koruma ve bitirme tekniğidir. Bu işlem, ahşabı suya, çürümeye, böceklere ve yangına karşı daha dayanıklı hale getirir. Kömürleşmiş yüzeyin dokusu ve derin siyah rengi, hem rustik hem de modern mekanlarda cephe kaplamasından mobilya ve dekoratif panellere kadar geniş bir kullanım alanı sunan benzersiz bir estetik yaratır.
1980'lerde İtalya'da Ettore Sottsass liderliğindeki bir grup tasarımcı tarafından başlatılan post-modern bir tasarım akımıdır. Minimalizmin sadeliğine ve "iyi tat" kurallarına meydan okuyan bu stil; canlı ve zıt renkler, asimetrik geometrik formlar, laminat ve plastik gibi ucuz malzemelerin cüretkar kullanımı ve esprili, kitsch bir estetikle öne çıkar. Fonksiyonellikten çok görsel etkiyi ve duygusal tepkiyi önceler.
17. yüzyılda Roma'da ortaya çıkan ve tüm Avrupa'ya yayılan, güç, ihtişam ve dramayı vurgulayan bir sanat ve mimari akımıdır. Dini ve monarşik otoriteyi pekiştirmeyi amaçlayan bu stil; büyük ölçekli formlar, zengin süslemeler, derin kontrastlar, hareket ve duygu yoğunluğu ile tanımlanır. Mobilyada oyma işçiliği, altın varak kullanımı ve heykelsi tasarımlar ön plandadır, mekanlarda görkemli bir bütünlük yaratır.
18. yüzyıl Fransa'sında, Barok'un görkemli ve ağır yapısına bir tepki olarak doğan daha zarif, hafif ve oyuncu bir sanat akımıdır. Asimetrik süslemeler, pastel renk paleti, C ve S kıvrımları, deniz kabuğu (rocaille) ve bitkisel motifler ile karakterize edilir. Özellikle iç mekan dekorasyonu, mobilya ve porselen sanatında zirveye ulaşmış, aristokratik yaşamın zarafetini ve mahremiyetini yansıtmıştır.
19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında ortaya çıkan, doğadan ilham alan organik formları, kıvrımlı hatları ve asimetrik kompozisyonları benimseyen uluslararası bir sanat ve tasarım akımıdır. Endüstriyel üretime karşı sanatsal ve zanaatkâr bir tepki olarak doğmuş, mimari, mobilya, cam işçiliği ve grafik sanatlar gibi birçok alanda etkili olmuştur. Amacı, sanatı gündelik hayata entegre etmektir.
İnce ahşap, metal veya başka malzemelerden yapılmış çıtaların, birbirini çaprazlayarak veya geometrik desenler oluşturacak şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulan dekoratif ve yarı geçirgen bir panel veya ızgara sistemidir. Hem iç hem de dış mekanlarda paravan, dolap kapağı, tavan detayı, pencere örtüsü veya bahçe çiti gibi amaçlarla kullanılır. Mahremiyet sağlarken ışık ve hava sirkülasyonuna izin verir.
Birbirine esnek bir bez veya tel ile bağlanmış dar, yatay veya dikey ahşap çıtalardan oluşan bir kapak türüdür. Bu yapı, kapağın kavisli bir yol boyunca kayarak mobilyanın içine doğru açılmasına ve gizlenmesine olanak tanır. Özellikle menteşeli kapakların açılma mesafesinin sorun olduğu dar alanlarda pratik bir çözüm sunar. En bilinen örneği, 19. yüzyıl "roll-top" çalışma masalarıdır.
Kökeni Fas'a dayanan, el yapımı, sırlı terakota (pişmiş toprak) mozaik karolardır. Belirli bir kilin kalıplanıp fırınlanması, ardından elle sırlanıp tekrar fırınlanması ve son olarak "menqash" adı verilen keskiyle küçük geometrik şekillerde (kare, yıldız, haç vb.) kesilmesiyle üretilir. Yüzeyindeki ve rengindeki küçük kusurlar ve farklılıklar, her bir karoyu benzersiz kılar. Duvar, zemin, çeşme ve havuz kaplamalarında kullanılır.
Genellikle küçük, yuvarlak veya çokgen tablalı, tek bir merkezi sütun veya üç ayak üzerinde duran zarif bir yan sehpa türüdür. Kökeni 17. yüzyıl Fransa'sına dayanan bu mobilya, başlangıçta şamdan veya vazo gibi dekoratif objeleri sergilemek için kullanılmıştır. Hafif ve taşınabilir yapısıyla mekanlarda esnek bir kullanım sunar. Günümüzde koltuk yanı, antre veya köşe dekorasyonu için tercih edilir.
Farklı renk, doku ve türdeki ahşap parçalarının, masif bir ahşap zemin üzerine oyulmuş yuvalara mozaik şeklinde yerleştirilmesiyle oluşturulan bir ahşap kakma sanatıdır. Marküteriden farkı, kaplama (veneer) yerine masif ahşap parçalarının kullanılması ve desenin ana yüzeyle aynı seviyede olmasıdır. Özellikle Rönesans İtalya'sında gelişen bu teknik, mobilya, duvar panelleri ve dekoratif objelerde resimsel ve geometrik desenler yaratmak için kullanılır.