Minimalizm
Ayrıca: Sadeleşmecilik, Yalınlık
Minimalizm, 20. yüzyılın ortalarında sanat, mimari ve tasarım alanlarında ortaya çıkan ve temelinde ‘Az, çoktur’ (Less is more) ilkesini barındıran güçlü bir akımdır. Ünlü mimar Ludwig Mies van der Rohe tarafından popülerleştirilen bu felsefe, bir nesnenin veya mekanın özüne odaklanmayı, gereksiz tüm unsurları ortadan kaldırarak sadeliğin ve işlevselliğin estetiğini yüceltmeyi amaçlar. Japon geleneksel estetiği ve Zen Budizmi’nin sadelik, boşluk (ma) ve doğallık anlayışından derinlemesine etkilenmiştir. İç mimaride minimalizm, görsel karmaşadan arındırılmış, sakin ve düzenli mekanlar yaratma hedefiyle uygulanır. Bu stilde dekorasyon, süsleme amacıyla değil, her bir elemanın belirli bir işleve hizmet etmesi prensibiyle yapılır. Mobilyalar, net geometrik formlara, temiz çizgilere sahiptir ve genellikle az sayıda ancak nitelikli parçalardan seçilir. Gömme dolaplar ve modüler depolama sistemleri, eşyaları göz önünden kaldırarak dağınıklığı önlemek ve mekanın ferahlığını korumak için kritik rol oynar. Renk paleti genellikle monokromatik veya nötr tonlardan oluşur. Beyaz, gri, bej ve siyah gibi renkler hakimdir ve mekanın genelinde bir bütünlük ve dinginlik hissi yaratır. Renk, eğer kullanılacaksa, genellikle tek bir sanat eserinde veya bir tekstil ürünündeki küçük bir vurgu olarak yer alır. Malzeme seçiminde doğallık ve dürüstlük esastır. Beton, ahşap, metal, cam ve doğal taş gibi malzemeler, işlenmemiş veya en saf halleriyle kullanılır. Malzemenin kendi dokusu ve rengi, mekanın en önemli dekoratif unsuru haline gelir. Işık, minimalist tasarımın en hayati bileşenlerinden biridir. Geniş pencerelerden içeri süzülen doğal ışık, mekanın ferahlığını ve sadeliğini vurgulamak için en üst düzeyde kullanılır. Yapay aydınlatma ise genellikle gizli, dolaylı ve fonksiyoneldir. Minimalizm, sadece bir estetik tercih değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Tüketim kültürüne bir tepki olarak, daha az eşya ile daha anlamlı ve odaklanmış bir yaşam sürmeyi teşvik eder. Mekandaki boşluk, bir eksiklik olarak değil, düşünceye, huzura ve yaşama alan açan bir değer olarak görülür.